Nisan 7, 2010
Hedef başarı sağlamak
Bu sıralar başarılı olan ve dünyaca başarılı kabul edilmiş kişilerin hayatlarına göz gezdirme vaktim oldu. Bu kişilerin ortak noktalarını birleştirip, kendi tecrübelerimi de ekleyerek başarıyı sağlamanın bazı temel önerilerinden bahsedeceğim.
Başarı altı harften oluşan bir kelime ama diğer kelimelerden bazı farkları var. Size patronunuz başarılısın derse. Maaşınız artar herhangi bir kriz ortamında işten çıkarılmazsınız. Aslında hala yaşamakta olduğumuz kriz çok ama çok büyük bir örnek Ticari kriz bir türlü bitmek bilmedi. Bir çok evresi belki atlatıldı ama hala mağlesef sürmeye devam etmektedir. Bu krizden neden bahsettim. Hemen konuyu biraz daha açıklamak istiyorum. Bir çok büyük, küçük firma işçi çıkarttı. Krizin en olumsuz yanlarından birisi de bu elbette bende kimsenin işsiz kalmasını istemem. Böyle krizler iş veren bakımından baktığımızda iyi ve kötü elemanları ayıklamak için olduğunu düşünebilirsiniz. basit bir örnek vermek istiyorum. Bir firma krizden etkilendi ve hiç istememesine karşın on kişiyi çıkaracağını düşünelim. Sizce bu çıkarılacak on kişi neye göre seçilir. Maaşları fazla olanlar mı? Oturup geyik yapanlar mı? İşine daha çok sarılanlar mı? Bu sorunun cevabı aslında basit fakat ben “hedef başarı sağlamak” isimli yazımızdan önce biraz daha detaylı ve sesli düşünmek istiyorum.
Evet aslında asıl başarı bu gibi krizlerde ortaya çıkar. Nedeni açık ve nettir. Firmalar eskisi gibi kar edemedikleri için giderler gelirleri yakalamıştır. Belki de artık firma zarar etmeye başlamıştır. İyi ve kötü ayıklanmaya başlayacaktır. Fakat bunun seçimi yukarıda yazdığım maddelerle yakından ilgilidir. Tam birebir aynısı değildir. Uzun uğraşlar sonucu edindiğim bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum. Firmaların kriz ortamında gerçekten işçi çıkarma kriteri çok basittir. Aldığınız maaş eşittir firmaya kattığınız artı değerdir. Yani maaşınız ve firmaya sağladığınız katkı ile doğru orantılıdır. Eğer çok yüksek maaş alıyorsanız ve firmaya daha az katkıda bulunuyorsanız. Önünüzde iki seçenek vardır. Firmanın kaybedemeyeceği kaliteli bir elemansınızdır yada normal bir elemansınızdır. Kaliteli eleman olmakla normal eleman olmanın arasında çok net bir çizgi vardır. Kaliteli olan işçi kriz zamanında maaş indirimine mağruz kalır. Her zaman bulunabilen işçi gibi düşünülürseniz işsizler ordusuna kendinizi kayıt ettirin. Kaliteli işçi olmak konu başlığının bir diğer anlamı gibi düşünebilirsiniz. Artık yavaş yavaş bunun ufak sırlarından bahsedelim.
Mücadele ruhu
Aslında en önemli başlıklardan birisinden bahsedeceğiz. Mücadele ruhu bir çok kişide olmayan bir özellik, bu neyse ki kişiye bağlı olarak öğrenebilir bir şey. Bir şeylerle savaşmayı her zaman bilmelisiniz. Kendimden örnek vermek istiyorum. Ben web tasarım işine 2004 Yılının yaz mevsiminde başladım. Tabi ki ilk başlarda bende herkes gibi interneti sadece kullanıcı düzeyinde biliyordum. En basit olan html, css gibi konularda pek bir bilgim yoktu. Flash o zaman extra lüks bir şeydi. Hele ki site hazırladığınızda muhteşem bir adamdınız. O zamanlar Grafik olarak sitelerin pek önemi yoktu diyebiliriz. Zamanla bu grafik kısmı genişleyerek teknolojiyle uyum içinde çalışmaya başladı. Benim bu işe başlama isteğimi ilk başlarda bir arkadaşım kırmak istedi. O zamanlar başardıda. Fakat inatla bu işi öğrenip en iyi olma isteğimi hiç bir zaman tamamen söndürmedim. O sıralar gözüm korkmuştu ve şuan pek çok kişi için bir öğleden sonranızı ayıracağınız html’den kaçmıştım. Photoshop ise özellik bakımından bana uzak bir programdı. Çok geniş ve kapsamlıydı. Ben Ulead PhotoImpact 8.0 ile işe başladım. Photoshop’a göre daha amatördü. Fakat kullanım basitliğinden ötürü tercih etmiş işlerimi onunla yapmaya çalışırdım. Aradan altı ay geçti. Ben bu işe iyice kendimi kaptırmış ve PhotoImpact’in ustası olmuştum. Bir süre sonra bu program bana yetmemeye başladı. Yapmış olduğum işleri profesyonel olarak yapmama engel oluyordu. Grafik olarak düşündüklerimi, yaratıcılıklarımı tam anlamıyla hayata geçiremiyordum. Bu yüzden daha önce kaçtığım photoshop’a yöneldim. O zamanlar böyle internette görsel eğitimler, videolar filan da çok fazla değildi. Bulmak çok zordu. Kafaya koymuştum öğrenecektim. İşten kalan zamanımda, akşamları ve bazen kız arkadaşımla yada arkadaşlarımla görüşüp eğlenmek yerine photoshop’ta çalışmayı tercih etmiştim. Çünkü bana donanımsal olarak bir artı değer daha katacağını biliyordum. Hayatım boyunca tek bir felsefeyi benimsedim. Size tavsiyem sizinde mesleğiniz ne olursa olsun bunu benimsemeye çalışmanız. ” Birisinin bana para vermesi yerine bilgi vermesini tercih ederim. ” İlerleyen zamanda bu felsefem hakkında daha detaylı bir yazı yayınlayacağım. Derken zaman geçti ve photoshop dünyasına bende katıldım. Yaklaşık beş senedir bu programı tecrübe etmeme rağmen hala uzman olduğumu söylemeyemem. Hatta yaklaşık iki sene evvel bunun akademik eğitimini almama rağmen. Bunu neden söylediğimi hemen açıklamak istiyorum. Bir kaç hafta önce çalıştığım şirkette benim yanıma yardımcı alacaklarını ilettiler. Asıl amaç bir grafik ekibi kurmaktı. Gelen cv leri ben değerlendirmeye başladım. Bu cv lerde ortak bazı noktalar vardı. Photoshop programında herkesin uzman yazması bu gerçekten ilgimi çekmeyi başardı ve açıkcası üzüldüm. Ben kendime hala uzman diyemiyordum. Görüşmeye gelen çok az sayı da arkadaştan ptohoshop ta ayakkabı üzerine bir tasarım yapmalarını rica ettik. Logosunu basit ama çekici bir şekilde ben hazırladım. Konspeti anlatarak tek sayfalık bir demo yapmalarını istedik. Uzman arkadaşlarımız sanırım pek önemsemediler. Bana bu işe ilk başladığım dönemlerdeki yaptığım tasarımları anımsattılar. Sonuçta elimden yaklaşık yüz adet civarında cv geçti birden fazla kişi alabilirdik ama sadece birini kötünün iyisini seçmiştik. Hemen bahsetmek istiyorum. Ofiste görüşmeye gelen arkadaşlar için öncelikle sorduğum ve gözlemlediğim iki püf nokta vardı. Birincisi yapmış olduğu işler ve referanslar ikincisi ise konuşurken kendini ifade edebilmesi ve bu işte ne kadar mücadele edebileceğini hissettirmeye çalışmasıdır. Size tavsiyem iş görüşmesine gideceğiniz zaman sadece firmayı gözden geçirerek gitmemenizdir. Yapacağınız işte profesyonel olduğunuzu kanıtlamanız gerekirken bunun için çok az vaktiniz olacaktır. Bir yerde kaba tabirle kendinizi pazarlıyorsunuz. Gittiğiniz firmayı detaylı araştırın, hatta bazı bölümlerde insiyatif kullanarak yorum yapın bu sizi diğer kişilerden bir adım öne geçirecektir. Ülkemizde bulunan bu işsizlik döneminde iyi bir tavsiye kaptınız. Bence altın kadar değerlidir.
Kendinizi yetiştirin
Öncelikle kendinizi yetiştirecek bir konu bulun bana göre her şeyden yarım yamalak şeyler öğrenmektense bir konunun uzmanı olan ve diğer konularda ise temel konuları bilmeniz yeterli olacaktır. Bu yorumlama gücünüzü arttıracaktır. Kaç yaşında olursanız olun öncelikle aynaya baktığınızda kendinizi tanımaya çalışın. Tanıyorsanız tanıdığınıza inanın. Kendi düşünceniz, yetenekleriniz doğrultusunda bir iş listesi yada bir konu belirleyerek uzmanlaşabilirsiniz. Ben herkes gibi kendinizi geliştirmek için kitap okuyun demeyeceğim. Elbette kitap kültür açısından çok şey katacaktır. Benim size tavsiyem ise bilgilendirici kitaplar, filmler bulabilirsiniz. Bir şeyi izlerken yada okumaya başlarken şu soruyu kendinize sorun. Ben bunu okur veya izlersem bana ne katkısı olur. Bu soru sizin kısa hayatınızda nasıl bir donanıma sahip olacağınız belirleyecek çok ince bir çizgidir. Ben kendi hayalgücümü daha fazla geliştirip kontrol altına almayı çok fazla film izleyerek öğrenmeyi başardım.
Sadece bir konuda uzman olmaya gayret gösterin
Asıl önemli olan kendinizi iyi tanımanız ve yeteneklerinizi bilmenizdir. Bu sayede sayısal gücünüz iyiyse yazılım gibi bir konuya yönelebilirsiniz.Aile ya da bir başkası tarafından yönlendirilerek bir başkasının hayallerini gerçekleştirmeye çalışmayın. Öncelikle bu dünyada size en yakın kendiniz olduğunu bilin ve siz ne istiyorsanız onu olmaya çalışın. Bu hemen olabilecek bir şey değildir. Küçüklükten başlamanız ve sabır göstermeniz gerekmektedir. Fakat şuan kaç yaşında olursanız olun hayallerinizin peşinden gidin çünkü yaşayacağınız tek bir hayat ve tek bir an var oda şuan bir saniye öncesini bile geri getiremezsiniz. son bir tavsiye bu yanlışı herkesin yaptığını gördüğüm için iletmek istiyorum. Bir üniversiteye giriyimde hangi bölüm olursa olsun demeyin. Mutsuz bir meslek sizin mutsuzluğunuz demektir. O iş size işkence gibi gelecektir. Unutmayın aynaya baktığınızda sadece kendiniz varsınız.
Yaptığınız işin en iyisi olmak için kendinizle yarışın
Kendinizin yeteneklerinize göre belirlediğiniz mesleğe ilk adımınızı attınız. Ufak bir uyarı yapmak istiyorum. İlla ki profesyonel olmak ve kendinizi yetiştirmeniz için üniversiteye gitmeliyim diye düşünmeyin. Tabi ki üniversite size çok şey katacaktır. Fakat boş bir üniversite size sadece zaman kaybı olarak geri dönecektir. Yine de pek çok büyük firma işçi alırken üniversite diplomasına bakıyor. Bazı meslek gruplarında bana göre bu çok büyük bir yanlış olsa da günümüzde bu şekilde ama işin garip tarafı Grafikersinizdir fakat diplomanız da işletme mezunusunuzdur. Bu diplomanın işletme mezunu yazmasının bir önemi yok çünkü üniversite bitirmişsiniz. Pek çok arkadaş imkansızlık yüzünden gidemediği ve kendini yetiştirebilmesine ragmen büyük firmalarda yer alamıyor. Bu üniversite mezunu konusunu burada sonlandırıp, başka bir yazımda bu konunun derinliklerine inmeye çalışacağım. Kendinizi geliştirecek bir meslek seçtiğinizde başkalarıyla yarışmaya çalışmayın bırakın onlar sizinle yarışsınlar. Çünkü en iyi olduysanız kimsenin sizi yakalamasına fırsat vermeyeceksinizdir. Diğer tüm herkesle aranızı açabilir onlara fark atabilirsiniz. Meslek grubunuzda farklı bakış açınızı keşfetmişsinizdir. Artık birilerinin görmediği şeyleri siz görebilir ve peşinden gidebilirsiniz.
İşinize aşık olun
Evet sadece beş maddenin inceliklerini görebilirseniz. Yorum gücünüzün olduğu ve işinizin en iyisi olmak için çabaladığınızı göreceksiniz. Buna son olarakta sevgiyi eklediğinizde karşınıza mükemmel bir siz çıkacaksınız. Yaptığınız iş ne olursa olsun ona aşık olmayı başarabilirseniz çok başarılı olmanın kapısını aralamış olabilirsiniz. Evet beş madde bu dünyadaki yaşamınızda size başarı, sosyal hayat, zekilik gibi pek çok getirebilir. Sadece yapmanız gereken bakış açınızı geliştirmektir.

Yusuf bu yazı da gerçekten çok hoş olmuş..Fark edemediğimiz ya da fark etmek istemediğmiz konulara değinmişsin..